Ana Sayfa Makaleler Sayfası Öğrenciler Sayfası Ana Sınıfı Sayfası
|
Kadir HEKİMOĞLU Pansiyon Müdür Yardımcısı Elektronik posta : elka3310@hotmail.com Telefon: 0 532 542 16 27 |
|
DEĞİŞEN EĞİTİM
DEĞERLİ ARKADAŞLAR ;
Öğretmenlik mesleğinin ne kadar zor ve fedakarlık isteyen bir meslek olduğu ve bunun dışardan bakıldığında anlaşılmasının mümkün olmadığı hepimizin malumudur. Hepimiz imkanlar ölçüsünde elimizden geleni yaparak öğrencilerimizi en mükemmel şekilde yetiştirme gayretindeyiz. Ancak yine görüyoruz ki eğitimde şartlar her geçen gün ağırlaşmakta, öğrencilerin ilgisini okula ve derslere çekmek zorlaşmaktadır. Böyle olunca okuldan uzaklaşan öğrenciler, hem bizlerin eğitim kapsamından çıkmakta hem de zararlı alışkanlıkların ve kötü amaçlı kişilerin eline düşmektedirler. Ülkemizin geneli için eğitim sistemimizde ciddi problemler yaşamaktayız. Bu problemlerle baş edebilmek için çeşitli çalışmalar yapılmakta, farklı yollar denenmektedir. Bu çalışmaların sonuçları umuyoruz ki bizlerin beklediği şekilde sonuçlanır ve problemlerimiz çözülür. Ancak bizler eğitimin içindeki icracılar olarak bu çalışmaların dışında kalamayız. Şu an okulumuzda yok yada kontrol altında saydığımız bazı olaylar gün geçtikse daha ağırlaşacak ve tedbir alınmadığı takdirde kontrolden çıkacaktır. Dolayısıyla henüz vaktimiz varken tedbir almamız yararımıza olacaktır. Zamanın gereklerine göre insanların yaşam standartları hızla değişmektedir. Hiçbir günümüz dünümüze benzememekte ve insanlık yetişilmesi zor bir hızla ilerlemektedir. Bu ilerlemenin insanlığa getirdiği iyilikler ve kötülükler tartışılabilir. Ancak gerçek olan şu ki, bu hızlı ilerlemenin önüne geçmemiz ve bunu yavaşlatmamız mümkün değil. Böyle olunca tek çare ona ayak uydurmaya çalışarak geride kalmamaktır. O zaman önce kabul etmeliyiz ki mevcut olan hazırdaki bilgi ve tecrübelerimiz bizi yarın idare etse de öbür güne çıkarmayacaktır. Ve bu geri kalış her geçen gün artarak devam edecektir. Kendimizi sürekli geliştirmemiz şarttır. Gerek teknolojik gelişmelerde, gerek kendi alanımızda ve gerekse de dünyada meydana gelen olaylar karşısında yabancı kalmamak için sürekli takipte olmalıyız. Öğrencilerimize yeni bir şeyler verebilmeliyiz. Günümüzde iletişim teknolojileri (TV Internet vs.) sayesinde bilgiye ulaşmak son derece kolaylaşmış ve ulaşılan bilgiler de bir o kadar kirlenmiştir. Okul ve öğretmen olarak öğrencilerimize televizyondan ve internetten daha fazla ve daha cazip bir şeyler veremezsek öğrencilerimizin okula ve bize olan güvenleri azalacak ve bizden uzaklaşacaklardır. Okuldan uzaklaşan öğrencilerimiz için yapılabilecek bir şey kalmamaktadır. Bu öğrencilerin kötü alışkanlıklar edinmesi ve kötü işler yapması kaçınılmaz hale gelmektedir. Öyleyse amacımız öğrencilerimizi öncelikle okulda tutmak, okulu cazip hale getirmek ve okulda öğrencilerin zararlı alışkanlıklardan uzak durarak faydalı alışkanlıklar kazanmalarını ve bu şekilde öğrenimlerini tamamlamalarını sağlamak olmalıdır. Bu amaca ulaşabilmek için bir çok yol ve yöntemden bahsedilebilir, bir çok uygulama yapılabilir. Ayrıntılı uygulamalar ve öneriler ancak bilimsel araştırmalar sonucunda elde edilecek verilerden faydalanılarak yapılabilir. Ancak ben burada herkesçe kabul edilen ve zaten uyguladığımız ancak zaman zaman boşlanan ve önemi unutulan konulardan bahsetmek istiyorum. Bu konular aslında hepimizin farkında olduğumuz ancak uygulamada bazılarımızın sıkıntıya düştüğü konulardır. Bu konuları tartışacak olursak;
1. Öğrencilerimizi tanımalıyız.
Öğrencilerimizin her şeyden önce insan olduklarını ve her insan gibi kendilerine özgü bir karaktere sahip olduklarını unutmamalıyız. “Herkesin bir hikayesi vardır” sözünde anlatılmak istendiği gibi her öğrencimizin bizim tanımadığımız bir yaşantısı ve geçmişi vardır. Aile yaşantısı, maddi durumu gibi konular öğrencilerimizin psikolojilerini aşırı şekilde etkilemektedir. O zaman, öğrencilerimizi ne kadar iyi tanırsak ona ulaşmada o kadar başarılı oluruz. Tanıdığımız öğrencilerimize davranışlarımız da ona göre şekillenir. Böylece onları gereksiz yere incitmemiş ve üzmemiş olacağımız gibi, bizleri aldatmaya yönelik hareketlerine de izin vermemiş oluruz. Bu durum bizlere öğrencilerin sözlü notu değerlendirmelerinde de faydalı olacaktır. Her öğrenciye bir yaprak ayrılarak oluşturulmuş bir defterde öğrenciyle ilgili tüm bilgileri ve davranışları not etme şeklinde yapılacak bir çalışma ile öğrencileri tanımamız kolaylaşacaktır. Öğrenciyi tanımaya çalışırken rehberlik servisinden, sınıf öğretmeninden, yöneticilerden ve velilerden faydalanabiliriz. Durumu başa çıkamayacağımız şekilde zor olan öğrencilerimize karşı nasıl davranacağımızla ilgili rehberlik servisinden uzman görüşleri alabiliriz. Ne yapacağımızı tam olarak bilemediğimiz durumlarda uzman desteği almak önemlidir. Çünkü yapacağımız yanlış müdahaleler zaten zor durumda olan öğrenciye daha çok zarar verebilir.
2. Öğrencilerimize saygı duymalıyız.
Yukarıda bahsettiğim gibi her öğrenci önce başlı başına bir insandır. Hasletleri, özlemleri, umutları, hayattan beklentileri vardır. Bizler tüm bu konuları hiçe sayarak öğrenciyi mekanik bir öğrenme makinesi olarak görmemeliyiz. Onların tüm yönlerine hitap etmeye çalışmak zorundayız. Öğrencilerimize saygı duymak, onlara verdimiz değerin en büyük göstergesi olacaktır. Öğrenciye değer vermek ve saygı duymak en büyük motivasyon sağlayıcıdır. Nasıl öğretmen arkadaşlarımıza yöneticilerimize ve dışarıdaki insanlara saygı duyuyor ve ona göre davranıyorsak öğrencilerimize de bu saygıyı göstermeliyiz. Hepimizin aynı yollardan geçtiği – öğrenci olduğumuzu- yarınlarda çocuklarımızın da aynı sıralarda yetişeceği gerçeğini göz ardı etmeden her öğrencimize önce insan olmasından dolayı hak ettiği saygıyı göstermeliyiz. Bize ve kendi öz çocuğumuza yapılmasını istemediğimiz kötü davranışları öğrencilerimize karşı sergilememeliyiz. Köy enstitülerinin faaliyette olduğu yıllarda İsmail Hakkı TONGUÇ”un enstitülere gönderdiği bir genelgede tüm öğrencilerin kendilerine yapılan muameleye aynı şekilde karşılık vermeye hakları olduğu yazılmıştır. Bu genelge tüm enstitülerde öğrencilerin tümüne duyurulmuş ve bu şekilde uygulanmıştır. Bir genelgeye gerek kalmadan şunu hepimiz kabul etmeliyiz; kendimize yapılmasını istemediğimiz bir davranışı başkasına yapmaya hakkımız yoktur. İnsana duyduğunuz saygının en önemli göstergelerinden birisi de onu sonuna kadar dinlemektir. Söylemek istediğini tam olarak anlamak ve ona göre cevap vermektir. Böyle yaptığımızda öğrencilerimiz de bizleri dinleyecek ve dediklerimizi yapmaya gayret edeceklerdir. Biz onlara saygı gösterince onlarda kendi sorumluluklarının farkına vararak bize saygı göstereceklerdir. Gösterilen bu saygı mecburiyetten veya not korkusundan değil içten gelen ve hak edilen bir saygı olacaktır.
3. Öğrencilerimize örnek olmalıyız.
Öğrenciler, eğitim öğretim hayatları boyunca her dönemde öğretmenlerini model almaktadırlar. Öğretmenlerinin her davranışı öğrencilerin sıkı denetimi altındadır. Bu davranışları zamanla taklit etmeye başlarlar ve model aldıkları kişi öğretmenleri olduğundan davranışın doru veya yanlışlığının sorumluluğunu da öğretmenin üzerine atarlar. Yani bizler iyi örnek olursak öğrencilerimiz iyi davranışlar geliştirirler. Kötü örnek olursak kötü davranışlar geliştirirler. Sigara içen bir öğretmenin öğrencisine içme demesi çok fazla etkili olmayacaktır. Derste cep telefonuna cevap veren öğretmen arkadaşın öğrencilere cep telefonunu yasaklaması anlamsızdır. Sabahları öğretmenler okula geç kalırken öğrenciyi sorgulamak çok şey ifade etmemektedir. Bu örnekleri çoğaltabiliriz. Asıl önemli olan şudur; bizler öğrencilerden hangi doğru davranışları bekliyoruz ve bu doğru davranışları kendimiz ne kadar gösteriyoruz.
4. Kararlı ve tutarlı olmalıyız.
Karar almak tüm yönetim süreçlerinin en önemli aşamalarından biridir. Her uygulama bir kararın sonucudur. Kararlar alınırken yapılacak iş tüm yönleriyle masaya yatrılır ve görüşülür. Hiçbir olasılığın göz ardı edilmemesine çalışılır. Böylece uygulama aşamasında mümkün olduğunca az problemle karşılaşılması amaçlanmıştır. Uygulanması mümkün olmayan bir kararın alınmış olması hiçbir anlam ifade etmez. Uygulanamayan kararlar yönetimin zafiyetini ortaya koyar ve otoritesini sarsar. Bu sebeple öğrencilerimizle ilgili konularda karar alırken etraflıca düşünmeliyiz. Sert veya yumuşak uygulamalar yapacaksak bunu karar aşamasında belirlemeliyiz. Gerçekçi ve uygulanabilir kararlar almalıyız. Karar aldıktan sonra yapılacak olan kararın tüm yönetim kademeleri ve personel tarafından tutarlılıkla uygulanmasıdır. Şayet alınan karara bir kısım uyar bir kısım uymazsa meydana gelecek tutarsızlık öğrencilerin davranışlarında belirsizliklere yol açacaktır. Sonuçta kişiye göre davranışlar söz konusu olacaktır ki bu durum eğitimde istenmeyen bir durum olarak karşımıza çıkacaktır. Somutlaştıracak olursak, sabah ilk derslerde öğrencilerimizin geç gelebileceğini dikkate alarak yoklamaların 10 dakika geç alınması şeklinde aldığımız kararı bir arkadaş 10, diğeri 30 dakika olarak uygularsa öğrenci bazı günler bilerek geç kalabilecektir. Başka bir arkadaş onu geç kaldığı için uyardığında ise sık sık karşılaştığımız “A hocamız bize izin veriyor siz neden vermiyorsunuz” sorusu karşımıza çıkacaktır. Bu durumda ya durumu görmezden gelmek zorunda kalıyoruz ya da öğrenciye A arkadaşımızın yanlış yaptığını söylemek zorunda kalıyoruz ki bu istemediğimiz bir davranış şeklidir. Karar alırken öğrencilerimizin olabildiğince lehine davranabiliriz, onlara iyilikler yapabiliriz, son derece esnek olabiliriz. Ancak karar alınıp uygulama aşamasına geçildiğinde hepimiz aynı davranışı göstermeliyiz. Bizler kararlı ve tutarlı davranışlar sergilersek öğrencilerin vereceği karşılık da kararlı ve tutarlı olacaktır.
5. Öğrencilerimizi kontrol altında tutmalıyız ama baskı altında değil.
Okulda öğrencilerin davranış gelişimlerini takip etmek önemlidir. öğrenciler bizlerin onları izlediğimizi bildiğinde davranışlarına daha çok dikkat edeceklerdir. Onları baskı altına almadan doğal halleri ile izlemeliyiz. Sınıf ortamının dışında koridorda bahçede sokakta nasıl davrandıklarına dikkat etmeliyiz. Gördüğümüz yanlışlarda uygun şekilde uyarmalı ve doğru yönde yönlendirmeliyiz. Böylece doğru davranış alışkanlıklarını geliştirmiş oluruz. Ayrıca öğrencileri takip etmek onların düşebilecekleri yanlışlara karşı önceden tedbir almayı ve önleyici çalışmalar yapmayı kolaylaştıracaktır. Olaylar genellikle suç teşkil ettiğinde ve herkes tarafından duyulduğunda bilgi sahibi olmaktayız. Oysa bir çok disiplin olayı önceden yapılacak takiplerle oluşmadan önlenebilir. Okulda ve pansiyonda öğrencilerimizi mümkün olduğunca takip edelim ve kontrol altında tutalım. Nöbetçi öğretmen arkadaşlar nöbet görevleri gereği sorumluluk alanları içinde olup biten her şeyden sorumludurlar. Dolayısıyla nöbet saatlerinde öğrencileri sürekli kontrol altında tutmalıdırlar. Böylece hem olayı meydana getiren öğrenciye engel olunacak hem de hedefteki öğrencilerimizin mağdur olmaları engellenecektir. Unutmayalım ki istenmeyen bir disiplin olayında eğitim açısından olaya karışan herkes mağdur pozisyonundadır. Yani bir kavgada döven de dövülen de mağdur olmuştur. Bizim görevimiz her iki gruptaki öğrenciye karşı doğru yaklaşımları sergileyerek onları kazanmaktır. Kontrol ve takip esnasında öğrencilerimizi baskı altına da almamalıyız. Bu durum istenmeyen tepkilere yol açabilir. Öğrencileri doğal ortamlarda ve her şeye karışmadan ve her şeye müdahale etmeden takip edebiliriz. Uyarılarımız belli davranışlar üzerinde olabilir ya da sık olmayan aralıklarla. Amaç, öğrencinin hayatını zindana çevirmek değil istenmeyen olaylara karşı önceden tedbir almak ve zararlı alışkanlıklardan öğrencileri korumaktır.
Yukarda sayılan davranışlar çoğaltılabilir ve üzerinde daha fazla tartışılabilir. Ancak önemli olan bunlar gibi davranışları sürekli geliştirmek ve yenilemek zorunda olduğumuzdur. Bu görüşler üzerinde tartışmalı ve daha da geliştirmeliyiz. Bazen kabul etmekte zorlansak da geleneksel eğitim anlayışlarımızı değiştirme zamanı gelmiştir. Okulumuzun şehirdeki okullara göre daha sakin ve daha disiplinli olması, hep böyle kalacağı anlamına gelmez. Zamanında ve uygun tedbirleri almazsak birkaç yıl içinde aynı sorunlarla karşı karşıya gelmemiz kaçınılmazdır. Farkımızı ve huzurumuzu korumak istiyorsak kendimizi geliştirmeli, yenilemeli ve çağın gereklerine ayak uydurmalıyız. Okullarımız televizyondan, internet kafelerden, kahvehanelerden ve sokaktan daha cazip hale gelmeli, öğretmenlerimiz öğrencilerimizi sokaktaki “büyük abi”lerden daha fazla etkileyebilmelidir. TRABZON, OCAK 2007 |