|
PONTUS MESELESİ 24 Şubat Trabzon’un Kurtuluşu
Karadeniz’in bilebildiğimiz en eski adı Ahşaena olup koyu karanlık anlamına gelir. Sözcük ya İran ya da İskit dillerine aittir. Yine Karadeniz için kullanılan Pontus Eukseinos adı ise mutluluk denizi anlamında kullanılmıştır. Doğu Karadeniz bölgesine ilk gelen M.Ö XVI. yy ortasında Gaşkalardır. M.Ö VIII yy başlarında ise Orta Asya’dan Kafkaslara oradan da Karadeniz sahillerine gelen Kimmerler ve daha sonra da İskitlerdir. M.Ö. 695’ten itibaren Karadeniz Ereğli’sinden Trabzon’a kadar olan sahayı ele geçiren Kimmerler İskit baskısı sonucu Kırım ve çevresine çekildiler. Kimmerler’in ardından bölgeye gelen İskitler M.Ö 665’ten itibaren Çoruh boylarından Sinop, Trabzon arasına yayıldılar. Burada İskit hâkimiyeti devam ederken de Grekler M.Ö VIII. yy’ dan dan itibaren (750–550) bölgede sahil kesim olmak üzere koloniler kurmaya başladılar. Daha sonra ise Medler hâkim oluyor Doğu Karadeniz dolaylarına. M.S 519’larda ise İranlıların eline geçer bu topraklar ve İran Şehirşahı 1.Dora tarafından bir satraplık olarak kurulur Pontus Devleti. Yani İran’ın (Persler) bir eyaletidir. M.Ö 334’lerde ise Makedonyalı İskender Anadolu ile birlikte İran’ın Pontus eyaletini de alır. Fakat İskender’in ölümünden sonra, İran’ın Pontus valisi tarafından ilk defa bağımsız bir Pontus Devleti olarak kurulur ki, bu bölgede tarihte bilinen ilk bağımsız Pontus Devletidir. M.Ö 298–63 yılları arasında kurulan bu devletin en meşhur hükümdarı Mihridat’tır ki bu isim Farsçadır ve adalet güneşi anlamına gelir, yani Yunanlılarla bir alakası yoktur. Pontus Devleti kurulduğu zaman ahalisi ise: 1.İranlılar 2.Rumlar 3.Bölgenin asıl yerli halkı (Turanlılar) Orta Asya kökenlilerden yani Türklerden oluşur. Bu devlet M.Ö 63’lerde Romalılar tarafından ortadan kaldırılmıştır. Roma daha sonra ikiye ayrılınca, buralar Doğu Roma yani Bizans’a kalır. Bölge Roma egemenliği ile Hıristiyanlığı kabul etmeye başlamıştır. Rum demek Roma’dan dönmedir, Romalı olma anlamındadır. Osmanlının egemenliğindeki herkesin Osmanlı kabul edilmesi gibidir. Dolayısıyla Yunanlılarla bir alakası yoktur. Öncelikle Sözde Pontus sorununun Yunanistan Devleti’nce tarih sahnesine çıkarılması sürecinde kurulan Filiki Eterya Cemiyeti’nin programının siyasi tarih literatüründe simge adı olan Megali İdea’nın hayata geçirilmesinde kullanılmak üzere çarptırıldığını belirtelim. Yunanlılar daha Osmanlı idaresi altında iken gizli örgütler kurarak imparatorluktan ayrılmak için gizli faaliyetlerde bulunuyorlardı. Bu gizli örgütlerin başında 1789’da kurulan ETNİKİ ETERYA (Yunan Milli Cemiyeti) geliyordu Bu cemiyetin gayretleri sonucu İngiliz, Fransız ve Rusların yardımıyla 24 Nisan 1830’da bağımsızlıklarına kavuştular. Bundan sonra gayretlerini büyük Yunanistan’ı kurma, Bizans’ı canlandırmaya çevirdiler. Bu hayallerine ancak MEGALO İDEA (Büyük Ülkü) nın uygulanması ile başarabilirlerdi. MEGALO İDEA’NIN hedefleri 1-MORA YARIMADASINDAKİ RUMLARA İSTİKLALLERİNİ KAZANDIRMAK; bunu 24Nisan 1830’da gerçekleştirdiler. 2-BATI TRAKYA VE SELANİK’İN ALINMASI; bunu 1912–1213 Balkan Harbi sonunda aldılar. 3-EGE DENİZİNDEKİ ADALARI ALMAK; İngilizler 1865 senesi Ege adalarının bir kısmını Yunanlılara hediye olarak verdiler. 4-ONİKİ ADANIN ALINMASI; İkinci Dünya Savaşı sonunda İtalyanlardan aldılar. 5-GİRİT ADASININ ALINMASI; Balkan Harbi sonunda aldılar 6-BATI ANADOLUNUN ALINMASI; (İzmit-Antalya hattını dışında kalan kısım) Kurtuluş savaşında yenildikleri için alamadılar. 7-TRABZON PONTUS DEVLETİNİN TEKRAR KURULMASI 8-KIBRIS ADASININ ALINMASI; Teşebbüs ettiler 1974 barış harekâtında yenildiler alamadılar. 9-İMROZ –BOZCAADA, ÇANAKKALE BÖLGESİNİ ALMAK 10-İSTANBUL’U ALARAK BİZANS İMPARATORLUĞUNU TEKRAR KURMAK.
Bu programın ilk beş maddesini uyguladı ve başardılar. Geri kalan maddeleri Türklerin en zayıf zamanında almaları için, çocuklarına, gençlerine, evde, okulda, kiliselerde anlatır, öğretir, nasihat ederler. Bunu bir kan davası gibi nesilden nesile aktarırlar. FAALİYETLER VE ÇETELER Yunanlar MEGALO İDEA’nın yedinci maddesini yürürlüğe koymak için 1840 senesinden itibaren çalışmaya başladılar.1840 yılında Rize-İstanbul arasındaki Karadeniz topraklarında eski Yunanlılığı diriltmek için Çalışan Rum topluluğu oluşturuldu. PONTUS CEMİYETİNİN KURULMASI Karadeniz bölgesinde eskiden Pontus adı verilen yörede, Rumlar, ayrı bir devlet kurma amacı ile MERZİFON Amerikan Koleji’nde 1904 senesinde kurdukları bir örgüttür. Merzifon Amerikan Koleji Müdürü WHITE, Hıristiyan azınlıklar arasında milliyetçilik düşüncesini güçlendirmeye başladı. Aynı maksatla 1908’de “MÜDAFAA-İ MEŞRUTE” adlı ihtilal yapma maksatlı teşkilat kuruldu. Bu teşkilatta başka zenginlerden para toplayan ve gereğinde ölüm kararı verebilen terörcü “Mukaddes Anadolu Rum Cemiyeti” diye ikinci bir cemiyet kuruldu. 1910’da Pontus adında dergi yayınlanmaya başlandı. Pontus Cemiyeti düşlediği Pontus devletinin haritasını yaptı. Bu haritada kurulacak devletin merkezi Samsun olmak üzere Batum’dan İnebolu’ya kadar olan bölgeyi kapsıyordu. Ayrıca bölgede Rum nüfusunu artırmak için KORDOS adlı bir komite kuruldu. Bu komite, Yunanistan ve Kafkasya’dan Rumları getirip Bölgeye yerleştiriyordu. Nitekim daha önce Samsun yöresinde Hıristiyan nüfusu, Müslüman nüfusun (1/10) kadardı. Bu örgüt ve İstanbul’daki Patrikhane’nin teklifi Yunanistan’ın yardımı ile dışarıdan 30 bin yabancı Rum getirildi. Sayımlarda Rum nüfusunu kasıtlı olarak şişirip fazla gösterdiler. Azınlık oldukları halde Wilson Prensipleri’ne göre bağımsızlık isteyeceklerdi. Bunun ilk örneği Trabzon’da görüldü. Ruslar Trabzon’u işgal edince Rumlar çoğunlukta olduklarını iddia ederek mahalli idareyi istediler. Rum Pontus cemiyeti, Pontus Devletini kurmak için Yunanlıların ETNİKİ ETERYA Cemiyeti ile de sıkı iş birliği içinde idi. Samsun ve çevresinde çete faaliyetlerini kolay yapabilmeleri için bölgede temsilcilikler açıp “göçmenleri besleme” veya “Kızıl Haç” heyetleri arasında bölgeye giriyorlardı. 4 Mart 1919’da(Yunanlıların bağımsızlık günü)Karadeniz Bölgesinde özellikle Samsun’da Pontus için büyük gösteriler yaparak Türklere gözdağı vermeye çalıştılar. Trabzon ve bölgeye bol miktarda Yunanlı subay gönderildi. Karadeniz Bölgesinde özellikle Samsun, Çarşamba, Bafra, Erbaa, Zile Trabzon ve Tokat bölgelerinde geniş ve etkili şekilde Rum çete faaliyetleri başlatıldı. Türk köyleri silahsız, gençler askerde olduğu için koruması zayıftı. Köylerde yaşlılar, çocuklar ve kadınlar vardı. Rum çetelerin 6–7 bini bulan mevcutları, çeşitli takviyelerle 25 bine ulaşmıştı. Silah yardımı da gördüklerinden Türk köylerini sindirip nüfus belgelerini genişletmeye çalışıyorlardı 30 Ekim 1918 Mondros Mütarekesi sonunda itilaf devletleri, Trabzon merkez olmak üzere Pontus Devletini kurmak için harekete geçtiler. Özellikle İngilizlerden destek gören Pontus çeteleri faaliyetlerini artırdılar. Türk köyleri bu çetelere sınırlı ve yöresel milislerle karşı koyuyorlardı. Bu milis kuvvetlerden en önemlisi Giresun’daki Topal Osman ağanın Kuvvetleri idi Rum çeteleri çok azıtıp, köy ve kasabaları basıp yakıp yıkmaya başlayınca yöre idareci ve esnafı Osman Ağa’yı kasabayı Rum çetelerinden koruması için göreve davet ettiler. Daveti kabul eden Osman Ağa milis kuvvetleri ile Rumlara ağır darbelerler indirerek onları sindirdi. Bölgede hâkim güç oldu ve ünü bütün Karadeniz’e yayıldı İngilizler durumun umdukları gibi gelişmemesinden rahatsız oldular. Rumlardan da şikâyet gelmeye başladı. Bunun üzerine Osmanlı Hükümetine “Karadeniz Bölgesi’nde Rumların can ve mal güvenliğinin kalmadığı, güvenlik sağlanamadığı takdirde Mondros Mütarekesinin 7.maddesi gereği, bölgeye asker çıkarıp işgal edeceklerine” dair bir nota verdiler. Bu nota, Mustafa Kemal Paşa’nın 9’uncu ordu müfettişi olarak Samsuna gönderilmesine ve onun tarafından Kurtuluş savaşının başlatılmasına vesile oldu. Batı Anadolu’da Yunanlılarla çok şiddetli savaşlar devan ederken, Doğu Karadeniz Bölgesi’nde Rum çeteleri faaliyetlerini artırarak planlı şekilde saldırılara başladılar. Yalnız Samsun’da 699 Türk vatandaşı öldürülmüş,59 kişi yaralanmış,15 kişi dağa kaldırılmış, 13 kadının ırzına geçilmiş, 2 milyon değerinde hayvan kaçırılmış,2 milyon altın değerinde nakit ve mal almışlardı. Çok sıkışık durumda olmasına rağmen Ankara Hükümeti, Trabzon ve Samsun bölgesindeki Rum çetelerini takip ve temizleme görevini de bırakmadı. 1 Aralık 1922’de Lozan Konferansının birinci kısım toplantısında 13 ayrı oturum sonunda TÜRK-YUNAN AHALİ MÜBADELESİ anlaşması kabul edildi. Bu karar gereği Trabzon vilayetinde (o zaman Samsun’dan Rize’ye kadardı)yaşayan 193 bin Rum 1923 yılı başında vapurla Yunanistan’a göç ettiler. Bu mübadele sonucu, Karadeniz Bölgesinde Rum ahalisi kalmadı. Ancak bu arada şunu da belirtelim ki Türk olup da Hıristiyanlığa girmiş olanlarda Rum kabul edilip göç ettirilenler arasındadır. Batılılar (Avrupalılar) Türkiye’nin güçlenmesini, büyümesini kendi gerekçelerine tehlike olarak gördükleri için asla istemezler. Onlar tarihteki Haçlı zihniyetiyle “Şark meselesini” sürekli sıcak tutmak için fırsat buldukça kurcalarlar. Onun için 19 Mayısı sözde soykırım günü olarak gündeme getirip dünyaya kabul ettirerek hedeflerine ulaşacaklarını zannediyor zavallılar… Eh yedikleri Osmanlı tokatlarını kolay unutamazlar tabi. Şark meselesin özünde Türkleri Avrupa’dan dahası Anadolu’dan atmak yatar. Bunun mümkün olmayacağını bildikleri için, daha çok din, ırk, inanç ayrımı yaparak kardeş kavgalarına sürüklemek ve bu suretle Türkiye’nin güçlenmesini sekteye uğratmak isterler. Ancak Müslüman Türk Milletinin anlamadıkları, anlayamayacakları imanından kaynaklanan Vatan ve millet sevdasının karşısında, oyunları bozulmaya mahkûmdur İnşallah… 24.02.2009 Hazırlayan: Hüseyinbey KEFELİOĞLU Tarih Öğretmeni
|